Dert nedir?
Bugün iş çıkışı CerrahPaşa hastanesine gittim. Orada bikaç gündür yatmakta olan Eniştemi ziyaret etmek için yatılı hastaların bulunduğu kata çıktım. Uzun ve geniş bir balkonda otururken etraftaki hastaları inceliyordum: yürüyemeyenler, göremeyenler, görüpte konuşamayanlar, kimbilir belki de kendi varlığından bile haberdar olmayan hastalar...
İçlerinden bir tanesinin durumu beni diğerlerinden daha çok etkiledi: 18 yaşına kadar herhangi bir rahatsızlık belirtisi bile olmamasına rağmen, ÖSS sınavına girip te kazandıktan sonra MS(sürekli titreme) hastalığına yakalanan ve 16 yıldır bu hastalıkla yaşayan(yaşamaya çalışan) 34 yaşında sandalyeye mahkum olmuş bir kadın... ona sürekli bakmak zorunda olan annesi... terkedip giden bir baba... Neyi farkettim biliyormusunuz?
Hayatın değerini gerçekten bilmiyoruz!
Çok küçük, basit şeyleri dert edinip üzülmeyi, üzmeyi, küsmeyi, kırmayı, kırılmayı çok iyi beceriyoruz! Kendi dertlerimize o kadar odaklanmışız ki en büyük dert kendimizin sanıyoruz... Hastane ayrı bir dünya gerçekten, orada bizlerin yaşantısından çok farklı mücadeleler yaşanıyor. Anne, baba veya bir eşin gösterdiği fedakarlığı gördükçe, dert sandığınız şeyden dolayı utanıyorsunuz...Çünkü oradakilerin derdi, birkaç nefes daha alıp verebilmek...
Peki sizin derdiniz nedir..?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder