18 Şubat 2015 Çarşamba

Karlar yağar...

Dışarıda lapa lapa kar yağıyor... kar tatili verildi çocuklara ve hamilelere :) Hamile indiriminden bende faydalandım hemencik. 12 saatlik bir uyku çektikten sonra eşimle güne uyandık. Uyandığınızda sevdiğiniz insanı yanı başınızda görmenin mutluluğunu bilirsiniz. 12 saat uyumanın mutluluğu da ayrı bir konu tabii :))
Gülhane parkı
Kar manzaraları-1

Gülhane parkı
Kar manzaraları-2
Eşimin Laleli'de bir iş görüşmesi olduğu için istikamet o yönde oldu ve düştük yollara. Mehmet'in elinde kocaman bir fotoğraf makinesi, her gördüğünü çekiyor. Yolları, arabaları, ağaçları, kardan adamları, kedileri ve beni. 
Eminönü
Eminönü
Kardan adam
Kardan Adam-1

Kardan adam
Kardan Adam-2
İstanbul uzun süredir böyle kar görmemişti, tabi Mehmet'te. Laleli'deki iş görüşmesine gittik önce. Çok fazla kadın vardı ortamda, daha kötüsü rus kadınlar vardı!!! Canım sıkıldı, gözlerimden çıkan ateşle yakmak istedim hepsini. Neyse, sakinim şimdi... Güne Gülhane parkında devam ettik. Bir sürü fotoğraf çektik, çekildik, çok üşüdük, ayaklarımız ıslandı, buzlu yollarda kaydık (Hamile olduğum için biraz daha dikkatli davranıyordum elbette). Gülhane parkından sonra Eminönü'ne geçip, oradan yürüdük epeyce. Hedef Ağa Kapısı! Ağa kapısına ulaştığımızda çok yorulmuştum, sanırım eskisi gibi kolay nefes alamıyorum ve adımlarım daha küçük olmalı. Teras kata çıkıp manzaraya karşı oturduk, donmuştuk, ısınmak ne güzel. Mehmet kahve söyledi kendine, ben sahlep. Sonra benim sahlebime ortak oldu, benimkini bitirdikten sonra kendisine de istedi de rahatladık :)
Ağa kapısı
Fotojenik Çay :)

İstanbul kartpostal gibi duruyor karşımızda. Dolayısıyla Mehmet'in elinden hiç düşmüyor fotoğraf makinesi. Ağa kapısından sonra Süleymaniye camii'ne doğru yöneldik, caminin yapılış hikayesini okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Okumadan geçme :)

Süleymaniye Camii
Süleymaniye Camii

Süleymaniye camii'sine doğru yürürken çoraplarımız ıslak, ayaklarımız donuyordu. Camiyi gezip fotoğraflarını çektikten sonra hemen karşısındaki kuru fasulyeciye geçtik, olmazsa olmaz tabii. Karnımızı güzelce doyurduktan namaz kılmak için sıcak bir camiye girdik. Sıcak olması önemli çünkü namazdan sonra çoraplarımı kuruttum caminin elektrikli sobasıyla. Sırf bu yüzden camiden çıkmak istemedik Mehmet'le :)

Camiden sonra dönüş yolunda Vefa semtinden dolaştık, Vezneciler metrosuna bindik, İstanbul'da metro=koltuk yarışı, çok net. Ah İstanbul ahh.. sen nice babayiğitleri rezil edersin metroda, metrobüste, değil mi?

İyi ki kar yağdı, iyi ki tatil oldu. Evlendiğimizden beri (2 aydır) ilk defa böyle güzel bir gezi yapmayı başarabildik. Olsun canım, nasip bugüneymiş demek ki. Hem sevdiğim insan yanımda olduktan sonra bana her gün güzel, her yer cennetten bir köşe. Rabbim onu başımdan, yüreğimden, yanımdan, yamacımdan eksik etmesin..
Ben ve Mehmet :)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder